| ALLAH RASULU’ (S.A.V.) İN SOFRA ADABI VE EĞİTİMİ | ||
Çocuklarımızı eğitirken neye
göre eğiteceğimizi bilmemiz gerekmektedir.
Çocukların ana-babalarına, büyüklerine saygı
göstermesini, yolda sokakta, toplumda iyi bir
kişilik kazanmasını istiyor isek onları küçükken en
güzel bir şekilde yetiştirmeliyiz. Yoksa sonra
ağlamanın sızlanmanın faydası olmuyor. Bu yazımızda
çocuklarımıza sofrada uyulması gereken adap
(kurallar) dan bahsedeceğim. Bunu da Peygamberimiz
(s.a.v.) in bu konuda nelere dikkatimizi çektiğini
yazarak sizlere faydalı olmaya çalışacağım. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Yemeğin bereketi, hem yemekten önce, hem de yemekten sonra el ve ağzı yıkamaktadır." Selman radıyallahu anh. Tirmizî. Bunu önemsememiz gerekmektedir. Çünkü ellerimizin nerelere değdiğini ne gibi mikroplar taşıdığını (araştırma imkânımız maalesef yok) bilmiyoruz. Yemeği, karnımızı doyurmak için değil de, bize şifa olması ve bizim sağlıklı bir yaşam sürerek Allah’a kulluk görevimizi en güzel bir şekilde yerine getirmek için yemeliyiz. Çocuklarımıza, daha küçükken sofra adabını kibar bir şekilde anlatmalıyız. Çocuğumuz veya torunumuz bizimle birlikte yemeğe oturacağı esnada önce kendimiz ellerimizi yıkamalı ve çocuğumuza da bunun önemini, çocuğun anlayacağı bir dille anlatmalıyız. Yavrumuz ellerini yıkamadan sofraya oturduğu zaman da ona kızarak ve onu azarlayarak ellerini yıkamasını söyler isek, çocuğumuzu hem kendimizden soğuturuz, hem de onun stres ile yediği yemeğin kendisine fayda yerine zarar verdiğini bilmeliyiz. Yine sofraya besmele ile başlamak suretiyle çocuğumuzun da besmele çekmesini Sağlamalıyız ve bunun dinimizin bir tavsiyesi, ayrıca besmele ile yemenin bir sünnet olduğunu, besmele çekmeden yediğimiz yemeğin; şeytanla ortaklaşa yediğimizden onun bereketinin olmayacağını anlatmalıyız. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Biriniz yemek yerken "Bismillah" desin. Başta söylemeyi unutursa, hatırlayınca, "Başında da sonunda da Bismillah!" desin." Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud. İbn Ebû Seleme radıyallahu anh. Kendisi anlatıyor: Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin koruması altında bir çocuktum. Elim yemek kabının her tarafında dolaşır dururdu. Bunun üzerine: "Evladım! Besmele çek, sağ elinle ye ve sana yakın olan taraftan ye!" buyurdu. Bakın Peygamberimiz (s.a.v.) yanında yaşayan birisini eğitirken ne kadar nazik ve kibar davranarak yanlışı anlatıyor. Biz de O’nun bir ümmeti olarak evlatlarımızı yetiştirirken aynı yolu takip etmeliyiz. Yemeğin yetmeyeceğini, aç kalacağını düşünen ve böylece hırslı bir şekilde başkalarının hakkına tecavüz etmeye kalkan evlatlarımıza da Peygamberimizin şu sözünü bildirerek onu sakinleştirmeli ve karnımızın doymasından daha önemlisi, ruhumuzun doyması gerektiğini anlatmalıyız. Bu gün insanların obez hastalığına yakalanmalarının en başta gelen sebeplerinden birinin; ruhumuzun değil de karnımızın aç olduğunu düşünmemizden kaynaklandığını bilmeliyiz. Bu gün Bilim adamları; İnsanın sofradan kalktıktan yirmi dakika sonra beynimizin doyuma ulaştığını, haber vermektedirler. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "İki kişilik yemek üç kişiye yeter. Üç kişilik yemek ise, dört kişiye yeter." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî Şunu da bilmeliyiz ki bir evde yemeğin ayrı ayrı yenmesinin de yemeğin bereketini etkilediğini bilmeliyiz. Bu konu da Peygamberimiz(s.a.v.) Yemeğin toplu yenilmesini öğütlerlerdi. Rasûlullâh (s.a.v.) in ashabı dediler ki: “-Ey Allâh’ın Rasûlü!.. Biz yiyoruz, yiyoruz ancak bir türlü doymuyoruz (ne yapalım)?” Bunun üzerine, Rasûlullâh(s.a.v.): “-Ayrı ayrı yemekte olmayasınız?” diye sordu. “-Evet.” dediler. Rasûlullâh (s.a.v.) de: “Öyleyse yemeğinizde toplanın (bir sofra kurarak hep beraber yiyin), yemeğe Allâh’ın ismini zikrederek (Bismillâhirrahmanirrahim diyerek) başlayın. Böyle yaparsanız yemeğiniz, hakkınızda mübarek kılınır.” (Ebû Dâvud, Et’ime, 15) Sözün özü medeni, saygın bir toplum olmayı düşünüyorsak, Allah Rasulü’nün sözlerine kulak vereceğiz. O’nun yaşadığı gibi yaşayarak sağlıklı bir ömür sürmüş olacağız, aynı zamanda sünnet üzere de yaşamış olacağız. O’nun sünneti üzere yaşamak dileğiyle…. |
||
| Gönderen | Mustafa ARI | 040 |
| Gönderilme tarihi | 30/03/2012 | |
| Yorum Yap | Yorumları Oku | |
| Facebook'ta Paylaş | Twitter'de Paylaş | |